Kraniyotomilerde Uygulanan Anestezi Yönteminin Serum Laktat Düzeyi ile İlişkisi
Fatma Özkan Sipahioğlu, Funda Atar, Ceyda Özhan Çaparlar, Aslı Dönmez
Etlik Şehir Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara, Türkiye
Giriş: Yüksek laktat seviyesi olan hastalarda ilk akla gelen hipoperfüzyon ve sepsisdir. Oksijen yokluğunda gelişen bu duruma hiperlaktatemi tip-A (laktik asidoz) denir. Metabolizmayı etkileyen hastalıklar veya malign tümörler gibi patolojik durumlarda normal metabolizma işlemez. Doku hipoksisi olmadan gelişen bu durum ise ‘Warburg etkisi’ olarak da bilinen hiperlaktatemi tip-B olarak tanımlanır. Serum laktatının tümör malignitesi için bir biyobelirteç ve beyin tümörü hastaları için bir prognostik faktör olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir. Ancak bu laktat üretiminin ne kadarının seruma yansıdığı bilinmemektedir. Bununla birlikte laktat seviyesini etkileyen faktörler konusunda henüz bir görüş birliği yoktur.Bu çalışmanın amacı kraniyotomi uygulanan beyin tümörü hastalarında anestezi tipi ve etkili olabilecek diğer faktörlerin serum laktat düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Hastane etik kurul onayı alındıktan sonra 01.11.2021 ve 2022 arasında 18 yaş üzeri, elektif kraniyotomi yapılan tüm beyin tümörü vakaları çalışmaya dahil edildi (ClinicalTrials.gov: NCT05145049). Hastaların giriş, intraoperatif 1 ve 3. saat ve çıkış laktat düzeyleri ölçüldü. Bunların yanında hastaların demografik bilgileri, anestezi yöntemi, ameliyat pozisyonu, cerrahi süre, tümör boyutu, tümör tipi ve postoperatif üç aylık sağkalımları kaydedildi. Hastalar giriş ve çıkış laktat düzeylerine göre ve intraoperatif laktat değişimlerine göre ayrı ayrı gruplandırıldı ve laktat düzeyini etkileyebilecek faktörler incelendi.
Bulgular: Çalışmaya 109 hasta dahil edildi. Hiperlaktatemi (>2 mmol/L) insidansı %60,6 idi. Hastalarda %71,6 oranında total intravenöz anestezi (TİVA) yöntemi, %28,4 oranında inhalasyon anestezisi uygulandı. Anestezi yöntemi, tümör boyutu ve cerrahi sürenin hiperlaktatemi üzerine etkisi saptanmadı (p>0,05). Ancak laktat yüksekliği ile glial tümörler, malignite ve yüksek grade tümörlerin anlamlı ilişkili olduğu tespit edildi (p<0,05) (Tablo1 ve 2). Genel mortalite oranı %12,8 bulundu. Malign tip ve yüksek grade tümörü olan hastalarda üç aylık sağkalım daha düşüktü ancak diğer faktörlerin mortalite üzerinde etkisi saptanmadı.
Tartışma ve Sonuç: İntrakraniyal tümörlerde hiperlaktatemi tip-B’nin sık olduğunu gözlendi. TİVA veya inhalasyon anestezisi seçiminin laktat yüksekliği üzerine etkisi olmadığı düşünülmektedir. Preoperatif laktat yüksekliğinin tümör malignitesi için bir biyobelirteç olarak değerlendirilebileceği görüşü desteklenmiştir.
|