İlgili bildiri özeti aşağıda dikkatinize sunulmuştur. Bildiri özetini ilgili linkler aracılığı ile yazdırabilir, pdf doküman olarak kaydedebilir yada kabul yazısı alabilirsiniz.

PDF Kaydet Yazdır
Kongre Program

Tark 2023

S-068

Sezaryen Operasyonu Sırasında Serebral ve Plasental Oksijen Satürasyonu Değişimi

Işıl Deringöz, Gülay Ok, Burcu Artunç Ülkümen

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı


Giriş:
Spinal anestezinin en sık görülen fizyolojik etkisi sempatik blokajdan kaynaklanan hipotansiyondur. Sezaryen sırasında görülen spinal hipotansiyonun beyin oksijen satürasyonunda azalmaya neden olduğu daha önce NIRS ile gösterilmişti. Ancak spinal anestezi sırasında beyin oksijen saturasyonu ve eş zamanlı plasental oksijen saturasyonundaki değişikliklerin izlenmesi ve bunların anne ve bebek üzerindeki etkilerinin belirlenmesi daha önce araştırılmamış bir konudur. Amacımız bu şekilde literatüre katkıda bulunmaktır.

Gereç ve Yöntem:
Çalışmaya dahil edilen hastaların serebral oksijen satürasyon değişimi, noninvaziv yöntemle, hastaların alnına yerleştirilen problar (iki adet) yardımıyla ölçüldü. Plasental oksijen doygunluğu değişimi, kadın doğum uzmanı ve jinekolog tarafından alt karın bölgesine (yaklaşık olarak plasentanın üzerine) yerleştirilen problar yardımıyla noninvaziv olarak ölçüldü.

Bulgular:
Plasental oksijen satürasyon değerleri ameliyat öncesi, serebral oksijen satürasyon değerleri ise ameliyat öncesi ve ameliyat sırasında takip edildi. Çalışmamızda spinal anesteziye bağlı hipotansiyon ile plasental rSO2 ve serebral rSO2 değerlerinin azalması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Tartışma ve Sonuç:
NIRS, farklı tıbbi alanlarda giderek daha fazla benimsenmesine rağmen, obstetrik ve jinekolojide potansiyel kullanımına ilişkin çalışmalar azdır. Özellikle hemodinamik değişikliklerden önce bulgu vermesi ve bu nedenle ön belirteç olarak kabul edilebilmesi, değerini artırmakta ve klinisyenlere hasta yönetiminde zaman kazandırmaktadır. Biz de kendi çalışmamızda hipotansiyonla korelasyon gösteren rSO2 değerlerini göstermiş olduk. İstatistiksel veri olarak sunamamış olmakla birlikte hipotansiyonun görünür olmasından önce gözlemlediğimiz rSO2 düşüşleri sayesinde hastalarımıza hızlıca müdahale edilebildi ve hiçbir hastamızda ve bebekte resüsitasyon gerektirecek komplikasyonla karşılaşılmadı. Sonuç olarak fizyolojik değişikliklerin çok fazla olduğu gebelik döneminde hastalarda serebral oksijen takibi açısından NIRS tekniğinin etkili ve faydalı olduğu açıktır. Hem gebe hem de bebek güvenliği açısından daha detaylı ölçümlerin yapıldığı daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.