Pediatrik Hastalarda Genel Anestezi Altında Gelişen Atelektazinin Transtorasik Akciğer Ultrasonografisi İle Değerlendirilmesi
Ayşe Hızal, Mustafa Kemal Arslantaş, Tümay Umuroğlu
Marmara Üniversitesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı, istanbul
GİRİŞ ve AMAÇ: Genel anestezi indüksiyonu sonrasında gelişen atelektazinin çocuklardaki insidansı %68-100 arasındadır [1, 2]. Bu çalışmada farklı pediatrik yaş gruplarında ve farklı akciğer bölgelerinde genel anestezi altında gelişen atelektazinin, transtorasik (TT) akciğer ultrasonografisi aracılığıyla saptanma oranları ile solunum mekanikleri arasındaki ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı.
MATERYAL ve METOD: Etik kurul onayı sonrası, genel anestezi altında minör cerrahi geçirecek 100 hasta (1ay-12yaş) sırayla çalışmaya alındı. Standart monitörizasyon altında, sevofluran inhalasyonu ile anestezi indüksiyonu uygulandı. Kas gevşekliği sağlandıktan sonra entübe edilen hastalar volüm kontrollü mod ile ventile edildi. Maske ventilasyonu sırasında, entübasyon sonrası ve ekstübasyon öncesi dönemlerde 12 akciğer bölgesi TT akciğer ultrasonografisiyle incelendi. Hemodinamik veriler, tidal volüm, solunum frekansı, tepe, plato, ortalama hava yolu basınçları, kompliyans ve rezistans değerleri 15 dakika aralıklarla kaydedildi. İstatistiksel incelemede; bağımsız gruplar t, Shapiro-Wilk, Mann-Whitney U, Pearson ki-kare testleri kullanıldı.
BULGULAR ve TARTIŞMA: %62 hastada atelektazi saptandı. Maske ventilasyonu sırasında %38, entübasyon sonrasında %53, ekstübasyon öncesinde %51 oranında atelektazi gözlendi. Maske ventilasyonu sırasındaki atelektazi oranları diğer zamanlara göre anlamlı olarak düşüktü (p:0.001, p:0.031). Yaş grupları arasında maske ventilasyonunda ve ekstübasyon öncesi dönemde gözlenen atelektazi oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Atelektazi en sık akciğerlerin ‘dependent’ alanlarında gözlendi. Atelektazi gelişenlerde; tepe, plato, ortalama hava yolu basınçları ile rezistansları gelişmeyenlere göre daha yüksek, kompliyans değerleri daha düşüktü. Yaş grupları arasında atelektazi gelişimi ile kompliyans ve rezistans değerleri arasında anlamlı fark saptanmadı. Postoperatif dönemde hiçbir hastada pulmoner komplikasyon saptanmadı. TARTIŞMA: Literatürdekinden daha düşük saptanan atelektazi oranlarımızın; intraoperatif PEEP uygulanması, indüksiyonda, idamede ve ekstübasyon öncesi düşük FiO2 kullanılmasına bağlı olduğunu düşünmekteyiz. Tüm yaş gruplarında atelektazinin hava yolu rezistansı ve basınçlarında artışa ve akciğer kompliyansında azalmaya neden olması önemli bir klinik göstergedir.
SONUÇ(LAR): Cerrahi girişim sırasında pediatrik hastalarda atelektazi gelişme oranı yüksektir. Anestezistlerin; atelektazinin erken tanısı, izlemi ve tedavisi açısından hızlı ve tekrarlanabilir bir yöntem olan TT akciğer ultrasononografisi konusunda deneyim kazanmaları önemlidir.
|