İlgili bildiri özeti aşağıda dikkatinize sunulmuştur. Bildiri özetini ilgili linkler aracılığı ile yazdırabilir, pdf doküman olarak kaydedebilir yada kabul yazısı alabilirsiniz.

PDF Kaydet Yazdır
Kongre Program

Tark 2017

P-001

Kan Transfüzyonu Uygulamalarındaki Farkındalıklarımız

İlkben Günüşen, Özlem Yakut Özdemir, Eda Tok

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı, İzmir

GİRİŞ ve AMAÇ: Kan transfüzyonu doku veya organ transplantasyonu gibi kabul edilir. Son yıllarda transfüzyon uygulamaları ürün odaklı olmaktan çıkıp hasta odaklı, yani hastanın ihtiyacına uygun yapılması şekline dönüşmüş ve “hasta kan yönetimi” adı verilmiştir. Araştırmamızın amacı cerrahi kliniklerde çalışan hekimlerin transfüzyona yaklaşımlarını, farklılıkları, varsa eksiklikleri saptamak ve seminer, kurs gibi eğitim desteğinin verilmesi açısından farkındalık oluşturmaktır.

MATERYAL ve METOD: Etik kurul onayı sonrası pediyatri ve kardiyovasküler cerrahi dışında, cerrahi kliniklerde çalışan asistan, uzman ve öğretim görevlilerine çalışmanın amacı anlatılarak 10 sorudan oluşan bir anket formu verildi. Sonuçlar ki-kare ve Fisher's Exact Test ile değerlendirildi.

BULGULAR ve TARTIŞMA: Ankete 93 asistan, 25 uzman ve öğretim görevlisi olmak üzere toplam 118 kişi katıldı. Bunların %77,2'si kliniklerinde “sıklıkla“ kan transfüzyonu uygulandığını bildirmelerine karşın %66,1’i kan transfüzyonları ile ilgili hiçbir kurs ya da seminere katılmadıklarını belirtti. Asistanların kurs ve seminer katılım oranları daha düşüktü (%26,9) (p=0,002). Transfüzyon yaparken %33,9 (n:40) Hb ile birlikte hastanın klinik durumu, %28,8 (n:34) Htc ve hastanın klinik durumu, %28,8’i (n:34) ise hepsini (Hb+Htc+klinik durum) gözönünde bulundurduğunu belirtti. Kalan hekimler ise sadece Hb, Htc ya da kliniğe göre transfüzyon uyguladıklarını bildirdi. Hekimlerin %53,7’sinin Hb eşik değeri 7g/dL, %40’ı 8-10 g/dL, %6,3’ü ise 10 g/dL da transfüzyon uyguladıkları görüldü.On yıl üzeri hekimlik yapanlar transfüzyon için Htc ve klinik bulguları göz önünde bulunduruyordu (p=0,038). İlginç bir sonuç, eğitim aldığını belirten hekimler ile eğitim almayanlar karşılaştırıldığında transfüzyon uygulamaları açısından istatistiksel fark yoktu. Transfüzyon için belirlenen eşik değerde hekimler arasında 4 kata kadar farklılık olabileceği bildirilmektedir. Yenilenen transfüzyon rehberlerinin bu konuyla ilgilenen hekimler dışında yeterince takip edilmemesi, hekimlerin çalıştığı kurumlarda belirli aralıklarla seminer, kurs gibi eğitimlere katılamaması ve bunların belirli aralıklarla tekrarlanmaması sonucu gereksiz kan transfüzyonlarının yapıldığı gözlenmektedir.

SONUÇ(LAR): Hekimler arasında kan transfüzyon uygulamaları ile ilgili farklı yaklaşımların olduğu ve yayınlanan kılavuzlar gözönünde bulundurularak seminer, kurs gibi eğitimlerin arttırılması,uygulanan eğitimlerin de akılda kalıcı ve yararlı olacak şekilde belirli aralıklarla tekrarlanması gerektiği kanısındayız.