Uzamış preoperatif açlık süresi ile kan glukoz seviyesi ilişkisi
Aysun Ankay Yılbaş1, Ömer Burak Özsancaktar2, Başak Akça1, Filiz Üzümcügil1, Fatma Sarıcaoğlu1
1Hacettepe Üniversitesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı, Ankara 2Tokat Turhal Devlet Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Tokat
GİRİŞ ve AMAÇ: Ülkemizde ameliyathane işleyişinde aksamalar ve planlamada yetersizlik gibi sebeplerle preoperatif açlık süresi planlanandan çok daha uzun olabilmektedir. Artmış açlık süresi hastalarda dehidratasyon, cerrahi travmaya bağlı stres yanıtında artış, glukoneogenez, lipoliz, proteoliz gibi katabolik süreçlerin hızlanması ve insülin rezistansında artma, hipoglisemi gibi etkilere neden olarak hastane kalış süresi ve morbiditeyi artırmaktadır (1,2). Bu çalışmada, uzamış açlık süresinin ne düzeyde hipoglisemiye yol açtığını ve hangi hastaların hipoglisemiye daha yatkın olduğunu araştırmayı amaçladık.
MATERYAL ve METOD: Mayıs-Eylül 2016 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi ameliyathanelerinde opere edilen 500 hastanın çalışmaya dahil edilmesi planlandı. Demografik veriler, açlık süresi ve anestezi indüksiyonundan sonraki ilk dakika içinde bakılan kapiller kan glukoz düzeyi kaydedildi.
BULGULAR ve TARTIŞMA: Hastaların yaş ortalaması 46,8±20,2 (1-91) yıl idi. Ortalama açlık süresi 14,8±4,2 saat iken, anestezi indüksiyonu esnasında bakılan ortalama kapiller kan glukoz düzeyi 97,7±28,8 (minimum 33 mg/dl) mg/dl olarak bulundu. Hastaların %18,6’sının tip II diyabetes mellitus tanısı vardı. Erişkin hastalarda hipoglisemi (kan glukoz düzeyi ≤70 mg/dl) görülenler, kan glukoz düzeyi daha yüksek olanlara oranla daha gençti (sırasıyla 40,1±16,4 ve 50,4±17,9 yıl, p<0.001). Kan glukoz düzeyi ≤70 mg/dl olan hastaların açlık süreleri de anlamlı olarak daha uzundu (sırasıyla 16,2±4,5 ve 14,8±4,1 saat, p=0.023). Ayrıca, kan glukoz düzeyi ≤70 mg/dl olan grupta kadın hastaların oranı anlamlı olarak daha fazlaydı (p=0.042).
SONUÇ(LAR): Günümüzde ERAS protokollerinin de yaygınlaşması ile özellikle karbonhidrat içerikli berrak sıvıların son iki saate kadar alımının açlığı, stres yanıtı ve anksiyeteyi azalttığı ve aspirasyon riskini artırmadığı bilinmektedir (2). Ancak ameliyathane programlarının etkin şekilde yapılamaması, yoğun çalışma koşulları, hastaların ve cerrahların klasik açlık süresinin daha güvenli olacağına inanması gibi çeşitli sebeplerle güncel önerilere uyumun az olduğunu düşünmekteyiz. Bu çalışmada da, hastanemizde uzamış açlık süresinin önemli bir preoperatif sorun olduğunu ve genç, ASA I hastalarda bile hipoglisemiye yol açacak düzeyde olduğunu gördük. Ülkemizde her hastanenin preoperatif açlık süresini optimize edebilmek için protokoller oluşturması ve anestezistlerin preoperatif planlamada daha aktif rol alması gerektiğini düşünmekteyiz.
|